İş Güvenliği Nedir ?

1
51

İş güvenliği, yapılan iş nedeniyle oluşabilecek her türlü uzun ve kısa vadeli sağlık problemlerini ortadan kaldırmayı amaçlayan çalışmaların geneline verilen isimdir. Ülkemizde iş güvenliği, sadece işyeri ile ilgili olarak algılanmaktadır ancak dünya genelini göz önüne aldığımızda iş güvenliği kavramı ücretli olsun veya olmasın yapılan her türlü işi kapsamaktadır.

Buna örnek olarak evlerimizdeki mutfak işleri, bahçe işleri, her türlü hobi çalışmaları ve toplumun genelini ilgilendiren park, cadde gibi kamusal alanlardaki uygulamalarda alınacak önlemleri gösterebiliriz. Ülkemizde yaşam güvenliği olarak tanımladığımız bu kavramlar esasında iş güvenliği veya diğer bir deyişle iş sağlığı ve güvenliği kavramını oluşturan etkenlerdir.

Ülkemizde geçmişte işçi sağlığı ve iş güvenliği olarak bilinen bu kavram, 2012 yılında yayımlanan 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunu ile beraber iş sağlığı ve güvenliği olarak anılmaktadır ve İSG olarak kısaltılır.

İş Güvenliğinin Amacı

İş güvenliğinin amacı, yapılan işler sırasında veya işler nedeniyle iş kazası yaşanma ihtimalini en aza indirmek, çalışma ortamı nedeniyle oluşabilecek sağlık sorunlarını önlemek ve meslek hastalığı oluşturabilecek işlerde önlemler almaktır.

Daha farklı bir şekilde ifade etmek gerekirse, iş güvenliğinin amacı kişilerin bir işe başlamadan önceki ve bitirdikten sonraki sağlık durumunun aynı olmasını sağlamaktır. Bunu sağlamak için alınacak iş güvenliği tedbirleriher iş için farklıdır.

İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının sadece çok tehlikeli veya diğer deyişle ağır işleri kapsadığını ve sadece iş kazalarına karşı önlem alınmasını sağladığı yönünde bir yaklaşım doğru değildir. İş sağlığı ve güvenliği, her meslekte, her çalışma alanında, her yaşam alanında yani hayatın her anında tüm insanların sağlığının bozulmasını önlemeyi ve daha ergonomik bir çalışma ortamı sağlamayı amaçlayan çalışmalardır.

İş Güvenliği Kavramının Tarihsel Gelişimi

Dünya’da iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı işçilerin korunması amacıyla ilk yasal çalışmalar ve düzenlemeler 19.yy’ın sonlarında yapılmaya başlanmıştır. Sanayi Devrimi ile birlikte ortaya çıkan ve gelişen toplumsal refahın bedelini yine sanayi devrimi ile ortaya çıkmış bir sınıf olan işçi sınıfı ödemeye başlamış, bu durumun sosyal adaletle örtüşmediği görülerek iş kazaları ve meslek hastalıkları konusunda yasal düzenlemeler meydana getirilmiştir. Yasal düzenlemelere karşın, sanayileşme sürecine giren tüm ülkelerde, teknolojik gelişmelerle eş zamanlı olarak iş kazaları, en önemli toplumsal sorunların başında yer almıştır.

İnsanların çalıştıkları iş ve bu açıdan yaşadıkları sağlık problemlerine yönelik olarak karşılaştıkları sorunsalları işaret eden ilk kişi M.Ö. 2600’lü yıllar içerisinde yaşamış olan, Antik Mısır’da mimar ve mühendis olarak çalışmasının yanında hekim ve rahiplik de yapmış olan İmhotep olmuştur. Özellikle Mısır piramitlerinin yapımı sırasında meydana gelen kazalarda çok sayıda kişinin ölmesi ve çalışanlarda sıklıkla bel sorunlarının görüldüğüne yönelik tespitlerde bulunan İmhotep, modern tıbbın babası olarak kabul edilen Hipokrat’tan yüzyıllar önce bu tespitleri yapmıştır.

M.Ö. 2000’lerde; Babil döneminde tarihin bilinen ilk yasalarından olan Hammurabi Kanunlarında yer alan düzenlemelerle iş sağlığı ve iş güvenliğinin temellerinin atıldığı ve işi yaptıranın işin negatif sonuçlarından sorumlu kılındığı ilk hükümler hayata geçirilmiştir. Hammurabi Kanunlarında yer alan düzenlemeler şunlardır;

⇒ Yapılan evin yıkılması durumunda bina sahibinin hayatını kaybetmesi karşılığında, binayı inşa eden kişi ölüm cezasına çarptırılır. (229)
⇒ Yapılan evin yıkılması durumunda bina sahibinin oğlunun hayatını kaybetmesi karşılığında, binayı inşa eden kişinin oğlu ölüm cezasına çarptırılır. (230)
⇒ Yapılan evin yıkılması durumunda bina sahibinin kölesinin hayatını kaybetmesi karşılığında, binayı inşa eden kişi aynı vasfa sahip bir köleyi bina sahibine vermekle mükelleftir. (231)
⇒ Bina sahibinin mallarının hasara uğraması karşılığında, binayı inşa eden kişi yeniden inşaat sürecinde bulunmakla birlikte bina sahibinin tüm zararlarını karşılamakla mükelleftir. (232)

İş sağlığı ve iş güvenliği kavramlarıyla ilgili bilinen ilk yazılı kaynaklar ise; Antik Yunanlı düşünür Heredot’a kadar dayandırılmaktadır. Heredot, ilk kez çalışanların veriminin artması için çalışanların yüksek enerji taşıyan besinlerle beslenmesi gerekliliğini vurgulamıştır.

Hipokrat ilk defa kurşun maddesinin zehirleyici etkilerinden söz etmiştir. Nicander, Hipokrat’ın çalışmalarını geliştirmiş ve çalışanların yalnızca sağlık ve güvenlik sorunlarının belirlenmesini ve tanımlanmasını değil, aynı zamanda zararlı etkilerden korunmaya yönelik tedbirlerin alınması gerekliliğine yönelik vurgulamalar yaptığı görülmüştür. Plini ise; çalışma ortamı içerisinde yer alan tehlikeli tozlara karşı korunmanın sağlanabilmesi amacıyla çalışanların başlarına maske yerine kullanılmak üzere torba geçirmeleri gerekliliğini ifade etmiştir.

Roma döneminin Plini ile birlikte önemli düşünürlerinden biri olan Yunan hekim Dioscorides Pedanius, Roma ordusu adına tıbbı araştırmalarda bulunmuş ve en önemli eseri olan “İlaç Bilgisi Üzerine” adlı kitabında ilaçları sınıflandırmıştır. Yine bu dönemin ünlü düşünürlerinden Juvenal ise; çalışanların ayaklarında oluşan varis oluşumuna ve demircilerde görülen göz hastalıklarına yönelik olarak tespitlerde bulunmuştur. Pergamonlu Dr.Galen ise; Roma dönemindeki gladyatörlerin başhekimliğini yaptığı süre boyunca, gladyatörlerle seyircilerin vücut yapılarını karşılaştırmış ve sürekli beden hareketlerinin sağlıklı yaşam için oldukça önemli olduğuna dair tespitlerde bulunmuştur.

Bu döneme ait eski çağlardaki çalışmaların benzerleri; gelişen teknolojik dönüşüm süreci, Rönesans ve Reform dönemleriyle birlikte modern tıbbın sağladığı imkânlarla daha da geliştirilmiştir. Bu dönem içerisinde çalışanların sağlık ve güvenlik sorunlarının analizi ve çözümlenmesi konusunda ParacelsusAgricola ve Ramazzini’nin önemli çalışmaları olmuştur. Paracelsus, madenlerde çalışanlarda gördüğü kurşun ve cıva zehirlenmelerinden de bahsettiği “De Morbis Metallici” adlı eseriyle ilk iş hekimliği kitabını da yazmıştır. Dünyada bilinen ilk mineroloji bilgini olarak görülen Agricola ise; yazdığı “De Re Metallica” adlı kitabıyla, zamanının jeoloji, madencilik ve metalürji bilgilerini kapsayan önemli bir yapıt ortaya koymuş ve bu eserde, maden ocaklarında görülen tozu önleyebilmek adına maden ocaklarının havalandırılması gerekliliğini ifade etmiş ve iş sağlığı ve iş güvenliği önlemleri konusunda birtakım tavsiyelerde bulunmuştur.

Bilimsel esaslar doğrultusunda iş sağlığı ve iş güvenliği konusunu ele alarak hareket eden Dr. Bernardino Ramazzini 1713 yılında yazdığı meslek hastalıkları kitabı “ De Morbis Artificum Diatriba” kitabıyla iş sağlığı kavramının kurucusu kabul edilmektedir.

18. yüzyılın ilk yarısı içerisinde ilk olarak İngiltere’de ortaya çıkan Sanayi Devrimi ile üretim sürecinin niteliği temelden büyük bir değişime uğramıştır. Bu dönemde İngiliz Parlamento üyesi Anthony Ashley Cooper’ın, maden
ocaklarında çalışan kadın ve çocuk işçilere yönelik olarak koruyucu hükümler konusundaki çabaları, hekim Thomas Percival’ın genç işçilerle ilintili çalışma süreleri ve koşullarına yönelik hazırladığı raporlar İngiliz Parlamentosu’nun girişimlerde bulunmasına yol açmıştır. İngiltere’de Percival Pott’un baca temizleme işlerinde çalışan işçilerin kanser hastalığına yakalanmalarına yönelik bir dizi çalışması ve fabrikalarda baca temizleme işlerinde çocuk emeğinin kullanımı dolayısıyla 1788 tarihli Baca Temizleyicileri Kanunu çıkarılmıştır.

1802 tarihinde çıkarılan ilk Fabrikalar Kanunu ile birlikte çocuk işçilerin çalışma süreleri günlük 12 saat ve haftalık 58 saat olarak sınırlandırılmış ancak bu kanuna uyum sağlamak o dönem için kolay olmamıştır.

1833 tarihinde tekrar çıkarılan Fabrikalar Kanunu ile birlikte 9 yaşın altındaki çocukların çalıştırılması, 18 yaşından küçüklerin gece çalıştırılması, 18 yaşından küçüklerin gündelik 12 saatten daha fazla çalıştırılmaları yasaklanmış ve fabrikaların denetlenmesi için iş müfettişlerinin görevlendirilmesi kanuna dayalı olarak düzenlenmiştir. 1842 tarihinde gerçekleştirilen bir başka düzenlemeyle birlikte kadınların ve 10 yaşından küçük çocukların madenlerde çalıştırılması yasaklanmıştır. 1844 tarihli düzenlemede fabrikalar içerisinde işyeri hekimi bulundurulması zorunluluğu getirilmiştir.

1847 tarihinde yürürlüğe giren On Saat Yasası ile birlikte hem çalışma süreleri daha da azaltılmış hem de işyeri denetimi ve iş müfettişliği yapısı oluşturulmuştur.

1895 tarihli bir düzenlemeyle tehlikeli bazı meslek hastalıklarının bildirimi zorunlu hale getirilmiş; 1900 yılında ise; işe giriş, aralıklı sağlık muayeneleri, tehlikeli işler için özel muayeneler, meslek hastalığı bildirimi, çalışamaz duruma gelenler ve sakatlananlara yönelik olarak özel rapor hazırlanması gerekliliği yasal nitelik kazanmıştır.

İngiltere’de görülen ve gerçekleştirilen bu düzenlemeler zinciri Avrupa içerisindeki diğer ülkeler için de örnek teşkil etmiştir. Almanya’da 1849, İsviçre’de 1840, Fransa’da 1842 yılında iş sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili kanunlar yasalaşmıştır.

Ulusal ölçekli, iş sağlığı ve iş güvenliği alanı içerisinde yapılan bilimsel çalışmalar ve yasal düzenlemelerin yanında uluslararası sahada 1919 yılında kurulan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), başlangıçta Birleşmiş Milletlere bağlı bir organizasyon olarak kurulmuş, 1946 yılında Birleşmiş Milletler ile imzaladığı bir antlaşma ile bağımsız bir uzmanlık kuruluşu halini almıştır.

Türkiye’de İş Sağlığı Ve İş Güvenliğinin Tarihsel Gelişimi

Batı Avrupa’da yaşanan Sanayi Devrimi’ne dair koşulların Osmanlı İmparatorluğu içerisinde oluşmaması ve dolayısıyla Anadolu topraklarına geç etki etmesine de bağlı olarak iş sağlığı ve iş güvenliği alanında yapılan düzenlemeler Türkiye içerisine daha sonraki süreçlerde ulaşmıştır. Yine de Cumhuriyet Dönemi’nin öncesinde, Tanzimat süreci içerisinde çeşitli iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları görebilmek mümkündür.

Bu dönemde görülen üretim tarzının basitliğiyle doğru orantılı olarak işçilerin karşılaşacakları risklerin sayı ve niteliksel koşulları da günümüz koşullarından oldukça farklı bir durumdadır. Aynı zamanda bu mesleki yapılanmalar içinde yer alan usta – çırak ilişkisi, tipik bir işveren – işçi ilişkisinden oldukça farklı bir mekanizmayı içermekte olup; ustalar, yetiştirdikleri kalfa ve çırakları koruyup gözetmektedirler. Bu dönem içerisinde iş sağlığı ve iş güvenliğine dair bir bilinçlenme sürecinden söz edebilmek mümkün görünmemekle birlikte; ustanın işini iyi öğretmesinin, çalışanlarının kaza yapma riskini bir o kadar azaltacağına dair genel bir kabul söz konusudur.

Bu dönem içerisinde yapılan ilk düzenleme, 1865 tarihli Dilaver Paşa Nizamnamesi olmuştur. Bu nizamname, dönemin padişahının onayından geçmemekle birlikte Ereğli Kömür Havzası’nda uygulanmıştır. Yaklaşık 100’e yakın maddeden oluşan Nizamname, gündelik çalışma süresini 10 saat olarak belirlemiş; işçilere çalışma sürelerinin dışında dinlenme süreleri verilmesi, işçilere yatacak yer sağlanması, işçi ücretlerinin öncelikli olarak ödenmesi ve işe hazır beklemeyen işçilere çalıştırılmasalar bile ücret ödenmesi gibi başlıkları düzenlemiştir.

Ereğli Kömür Havzası

1869 tarihinde yürürlüğe giren Maadin Nizamnamesi ile birlikte, iş güvenliğine dair kurallara daha fazla yer verilmiş ve Dilaver Paşa Nizamnamesinin eksikleri giderilmeye çalışılmıştır.

Osmanlı Devleti’nin Batı tipi modernleşmesinin bir karşılığı olarak ortaya çıkan ve 1876 yılında tamamlanarak yürürlüğe giren ilk medeni kanun olan Mecelle’de, iş sağlığı ve iş güvenliği alanına yönelik olarak işçinin, işverenin
kusuruyla zarara uğraması halinde işverene bu zararın tazmin yükümlülüğü getirilmiştir.

10.09.1921 tarihli ve 151 sayılı Ereğli Havza-i Fahmiyesi Maden Amalesinin Hukukuna Müteallik Kanun ile birlikte madenlerde 18 yaşından küçük olanların çalıştırılması yasaklanmış, gündelik çalışma süresi 8 saatle sınırlandırılmış, 8 saatten fazla çalışılması durumunda iki kat fazla ücret ödenmesi ve bu çalışmanın tarafların rızasıyla gerçekleştirilmesi hususları düzenlenmiştir.

1923 tarihli İzmir İktisat Kongresi içerisinde işçilerin haklarının korunmasına yönelik birtakım kararlar alınmış, 1924 tarihli ve 394 sayılı Hafta Tatili Kanunu, 1925 tarihli ve 2739 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun yürürlüğe girmiştir. 1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunuyla birlikte işverenin, işçinin uğrayabileceği tehlikeler karşısında gereken tedbirleri alması gerektiği, aksi takdirde işverenin uğranılan zararları tazmin edeceği hükme bağlanmıştır.

1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’yla birlikte; çalışma hayatı içerisinde yer alan kadın ve çocukların korunması, en az 50 işçi çalıştıran işyerleri içerisinde hekim bulundurma zorunluluğu, belirli büyüklüğe
sahip işyerlerinde revir ya da hastane kurulması yükümlülüğüne yönelik hükümler bulunmaktadır.

1936 tarihli ve 3008 sayılı İş Kanunu, Türkiye’de çalışma hayatını düzenlemek amacıyla meydana getirilen ilk iş kanunu olarak, iş sağlığı ve iş güvenliği alanında da düzenlemelerde bulunmuştur ve kanunun uygulanması için çok sayıda tüzük meydana getirilmiştir.

Avrupa Birliği’ne uyum sürecinin de etkileriyle 2003 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu kabul edilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’na dayalı olarak iş sağlığı ve iş güvenliği alanında pek çok yönetmelik çıkarılmıştır.

Son olarak; 20.06.2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kabul edilmiş ve kanunun yayımlanmasından itibaren 6 aylık süreçte 4857 sayılı Kanuna ait bazı maddeler yürürlükten kalkmıştır.

Türkiye’de İş Güvenliği Uygulamaları

Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının usulleri ve asgari şartlarını belirleyen kurum Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı‘dır. 2012 yılında yayınlanan iş güvenliği kanunu ile beraber İSG kavramı devlet, işveren ve çalışanların oluşturduğu bir çatı altında düzenlenmiştir.

Temelden tepeye doğru bir yaklaşımla anlatacak olursak, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında en temelde çalışanların katılımı son derece önemlidir. Ayrıca iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimleri ve diğer sağlık personelleri ile işin teknik yanı uygulanır.

İş güvenliği uzmanı olabilmek için iş güvenliği kursu bitirmek ve isg sınavında başarılı olmak şarttır. İşyeri hekimliği ve diğer sağlık personeli için de benzer şartlar gereklidir.

İş güvenliği alanında çalışma yetkisine sahip kişiler firmalarda maaşlı olarak çalışabileceği gibi osgb adı verilen firmalara bağlı olarak da çalışabilirler.

Osgb yani ortak sağlık güvenlik büroları, tek başına iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi çalıştıracak kadar personeli olmayan işletmeleri, personel sayılarına göre yeterli hizmeti alabileceği işletmelerdir. Kuruluşları ve işletilmeleri belli kurallara ve standartlara bağlıdır.

Çalışanlar, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve işveren desteği ile oluşturulan iş güvenliği kültürünün ilerleyebilmesi için öncelikli olarak risklerin ve tehlikeli durumların belirlenmesi gereklidir. Bu ancak risk değerlendirme çalışması ile mümkün olur. Risk analizinde belirlenen önlemlerin alınması ise işveren sorumluluğudur. Risk değerlendirme yaygın düşüncenin aksine tek seferlik değil sürekli yapılması gereken bir çalışmadır.

İşveren, öncelikli olarak tehlikelerin ortaya çıkmasını önleyici tedbirler almalıdır. Mevcut risklerin ortadan kaldırılması için de çeşitli yöntemler uygulanır. İş güvenliğinin önemi kavranmış işletmeler sadece çalışan sağlığı açısından değil üretim ve işletme giderleri açısından da uzun dönemde yüksek kârlılık gösterebilir.

İş Güvenliği Ve Sağlığı

Bir takım yönetmelikler, tebliğler ve kanunlar ile belirlenmiş kurallar çerçevesinde gerçekleştirilen iş yeri yönetimi, üretimler ve işletmelerin hizmet sunması,  iş güvenliği ve sağlığı kavramını ortaya çıkarmaktadır. Pratik bir tabirle; işyerinde güvenliğin ve sağlıklı koşulların oluşturulmasını sağlayan bu kurallar bütünü, aslında çok daha geniş bir çerçevede ele alınması gereken ve önemli kuralları ile birlikte yoğun bir şekilde özellikle tehlikeli sınıfta bulunan işletmelerde uygulanması gereken bir sistemdir. Bu sistem sayesinde işçilerin, iş yerinde kazalar ya da güvensiz çalışma ortamı nedeniyle sağlıklarına zarar gelmesini engellenirken aynı zamanda iş yerinin de tam anlamıyla korunması sağlanmaktadır.

İşçilerin iş kazalarına uğramasını önlemek için geliştirilmiş olan iş güvenliği kavramı ile birlikte aynı zamanda farklı bir kavram olarak da iş sağlığı, işin gerçekleştirilmesi sırasında olumsuz çevre şartlarının ve risklerin ortadan kaldırılmasını ve sağlık sorunlarının ortaya çıkmasını engelleyen önemli bir sistemi oluşturur. Bu sistem, toplu bir şekilde ele alındığında ortaya yönetmelikler çerçevesinde oluşturulmuş iş güvenliği ve sağlığı çıkmaktadır. Kanuni olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından da oluşturulmuş bir yasa çerçevesinde, işyerlerinde; işveren ve çalışanların uyması mecbur koşullar ortaya çıkarılmaktadır. Bu koşullar, her çalışan ve işveren için bir hak ve ödev olarak düzenlenirken, sadece üretim sırasında çalışan kişiler için ya da sadece patronlar için geçerli bir kurallar bütünü bulunmamaktadır.

İş yerinde güvenli bir ortamın oluşturulması, iş kazalarının önlenmesi, iş hastalıklarının engellenebilmesi ve hem kişilerin hem de iş yerinin güvenliğinin sağlanması için kullanılan iş güvenliği ve sağlığı yönetmeliği; üretim, yönetim, masa başı, mühendislik, nakliye, depolama, temizlik veya pazarlama gibi herhangi bir departmanda çalışan tüm personeller ve yönetici konumunda bulunan iş sahiplerine kadar herkes için geçerli bir sistemdir. Çünkü bir işyerinde risklerin ortaya çıkması ve bu risklerin insanları etkilemesi, sadece üretim gibi riskli alanlarda bulunan işçileri değil işletme içerisindeki herkesi etkileyebilecek bir durum oluşturur. Bu nedenle bu yönetmelik kapsamındaki kurallardan işletme içerisinde, A’dan Z’ye bulunan herkes sorumludur.

Bu güvenlik sistemi, temel olarak mühendislik, hukuk, psikoloji, ekonomi, tıp, sosyoloji ve kimya gibi birçok bilimin disiplinler arası olarak destek verdiği bir sistemdir. Son olarak sadece İş Kanunu çerçevesinde değil Ticaret Kanunu, Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, Borçlar Kanunu ve Ceza Kanunu gibi çok farklı çerçevede ele alınmaktadır. İşverenin, işçinin ve devletin yükümlülüklerini ele alan iş güvenliği ve sağlığı kavramı, bir toplam olarak, çalışma hayatında erkek, kadın ve çocuk tüm işçilerin hayatını korumak için hem Türkiye’de hem de Avrupa’da kullanılan bir sistemdir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Nedir?

Bahsedildiği üzere bir iş yerinde çalışan, yönetici konumunda bulunan veya iş sahibi konumunda bulunan her kişinin korunmasını sağlayan sistem tanımı, iş sağlığı ve güvenliği nedir sorusu için en doğru cevabı oluşturmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği, kamusal anlamda iş hayatında İSG kısaltması ile kullanılırken, yönetmeliklere ve tebliğlere bağlı olarak, çalışanların korunmasını sağlayan bir uygulamalar bütününden oluşmaktadır. Bu sistemin ana amacı; her zaman hem işletmeyi hem de işçi sağlığını korumak için kuralların kati şekilde uygulanmasına bağlıdır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde iş yerinde oluşan tehlikeler, ölümcül sonuçlar da ortaya çıkarabileceği gibi hukuki olarak da işletme sahibi ve işletmede yönetici konumunda bulunan kişiler için cezai yaptırımlar ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği, işletmede öncelikle sorumlu kişiler tarafından kontrol edilerek uygulanması için gerekli adımların atılması mecbur olan bir sistemdir.

Bir işyerinde mühendisler ya da yönetici pozisyonundaki kişiler tarafından iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli adımlar atılıyorsa bir sonraki aşama üst düzeydeki işverenlerin ve yöneticilerin çalışmaları gerçekleştirmesidir. Bir yönetici tarafından iş sağlığı ve güvenliği nedir gibi bir soru üst düzey personellere yöneltiliyorsa, personeller mutlak bir zorunluluk olarak üstlerine bu durumun gerekliliğini ve kanuni zorunluluklarını anlatmalıdır. Sorumlulukların bilincinde olarak, yöneticiler iş yerinde İSG sistemlerini uygulanmalıdır. Bu sistemlerin uygulanması için de önemli bir şekilde gereken tüm eksikliklerin giderilmesi, standartların sağlanması ve gerekli mercilere başvuruların yapılarak kontroller sırasında da gereken tüm kurallara sahip olunması sağlanmalıdır.

Genellikle firmamıza yöneltilen iş sağlığı ve güvenliği nedir sorusu için firmamız belirli bir sistem üzerinden işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı gibi personeller ile günlük haftalık ve aylık gibi sürelerle standart olarak verilen bir hizmettir tanımını yapmaktadır. Bu tanım dahilinde iş sağlığı ve güvenliği sistemleri, hem uzmanlığa sahip kişiler tarafından hem de bu konuyla ilgili eğitimleri almış veya üniversite bölümleri okumuş kişiler tarafından sağlanabilmektedir. Sistemin gerçekleştirilmesi için kimi üniversitelerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda lisans bölümleri veya yüksek lisans bölümleri bulunurken, kimi zaman ise kurumumuz gibi eğitim kurumları sayesinde bu konu hakkında kurs eğitimleri düzenlenerek, sertifika programları sağlanmaktadır. Bu konuda uzmanlık geliştirmek isteyen ve işyerlerinde işyeri hekimi ya da iş güvenliği uzmanı olarak görev almak isteyen kişiler, programlarımıza katılarak tamamladıkları başarılı bir eğitim sonrasında sertifikalarını alıp; fabrikalar, oteller ya da tehlikeli sınıfta hizmet veren işletmelerde görev alabilirler.

İş Sağlığı Ve Güvenliği Bölümü

Her işletme için önemli bir konumda bulunan ve özellikle tehlikeli sınıflardaki işletmeler için mutlak olarak öncelik verilmesi gereken iş sağlığı ve güvenliği sistemleri için üniversitelerde ön lisans, lisans ve yüksek lisans eğitimleri düzenlenmektedir. Bu eğitimlerin verildiği üniversitelerde, iş sağlığı ve güvenliği bölümü bünyesinde okuyan öğrenciler, iş yerinde sağlanacak olan güvenlik ve sağlık koşulları için akademik bir eğitim almaktadır. Bölüm, bazı üniversiteler tarafından Açık Öğretim Fakülteleri bünyesinde düzenlenen üniversite programları ile öğrenci alabilmektedir. Çoğu zaman 2 yıllık ön lisans bölümü şeklinde eğitim veren iş sağlığı ve güvenliği bölümü özel ve önemli bir amaç ile eğitim vermektedir.

Bu bölümün ana amacı; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından Avrupa Birliği sürecinde uyum yasalarının gerçekleştirilmesi için ihtiyaç duyulan iş sağlığı ve güvenliği çalışanlarını yetiştirmek için iş güvenliği ile ilgili yetki ve sorumluluklara sahip kişilerin eğitilmesidir. Bu program sayesinde endüstri kuruluşlarında zaruri bir ihtiyaç haline gelen iş güvenliği sorumluluğunu gerçekleştirebilecek tüm eğitimi almış, işçi sağlığı ve iş güvenliği teknikerleri yetiştirilmesi sağlanıyor. Bu personeller, yasal mevzuatı sürekli takip edebilecek düzeyde hukuki bilgiye sahip, iş yerinde oluşabilecek güvenlik risklerini değerlendirerek çözümleyebilecek ve gerekli tedbirleri oluşturabilecek düzeyde niteliklere sahip olarak mezun olmaktadır. Ön lisans eğitimi ile 2 yıllık iş sağlığı ve güvenliği bölümü mezuniyetini sağlayan kişiler; bilişim teknolojileri, mesleki etik, bilgi kaynaklarını kullanma, kalite kontrol, hijyen, meslek hastalıkları, iş kazalarına karşı önlemler, acil müdahale, mevzuatlar, planlama ve sendikal faaliyetler gibi birçok konuda bilgi sahibi olmaktadır. Bu kadar geniş nitelikli bir şekilde eğitim alınan iş sağlığı ve güvenliği bölümü çerçevesinde mezuniyet sağlandıktan sonra acil yardım ve afet yönetimi alanlarında işletmelerde, iş sağlığı ve güvenliği işletmelerinde, sağlık yönetiminin gerçekleştirildiği veya sosyal hizmetlerin gerçekleştirildiği alanlarda hizmet verebilmektedir.

6331 Sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu

İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin düzenli ve yasal dayanakları bağlı olarak gerçekleştirilmesi için 2012 yılında kanuni bir düzenleme yapılması ile mutlak bir sistem elde edilmiştir. Bu çerçevede Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 20 Haziran 2012 tarihinde kabul edilen ve 30 Haziran 2012 tarihinde resmi gazetede yayımlanmasından sonra geçerliliği başlayan 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunu yürürlüğe alınmıştır. Bu kanun sayesinde, iş sağlığı ve güvenliği sistemlerinin yasal bir zorunluluk olarak belirtilen işletmelerde uygulanması sağlanmıştır.

Kanun kapsamında işveren ve çalışanların işyerinde iş güvenliğini ve iş sağlığını oluşturması ve koruması için var olan koşulları iyileştirmek, yetki ve sorumluluklarını bilerek çalışmaları için yasal hakları ve ödevleri ortaya koyulmuştur. Bu sorumluluklar, iş yerinde herhangi bir unvana sahip olsa da hangi şekilde çalışırsa çalışsın tüm personeller için geçerlidir. Hatta 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunu özel işletmeler veya kamu İşletmeleri için bir farklılık barındırmadan mutlak olarak geçerlidir. Bu kanun kapsamında işletmelerde bulunan tüm personellerin yerine getirmesi gereken sorumluluklar belirlenmiştir. Kanun kapsamında, eğitim Kurumu olarak adı geçen kurumlar iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi gibi personellerin yetişmesi için kanunlara bağlı olarak kurulmuş firmamız gibi kurumlardan oluşmaktadır. Kurumumuz, kanuna bağlı bir şekilde gerçekleştirdiği eğitimlerde gereken nitelikler oluşturacak iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi yetiştirilmesini sağlamaktadır.

Kanunda belirtilen ana maddelerden birisi de iş kazası olup bu tanım, çalışan kişinin iş yerindeki faaliyetler sırasında ölüme sebep veren veya vücut bütünlüğünü manevi ya da fiziksel olarak zarara uğratan bir olay olarak tanımlanmaktadır. Bu olay 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunu için ana temellerden birini oluştururken, bu durumun önüne geçebilmek için de kanunda işveren, iş güvenliği uzmanı, çalışan ve yetkili personellerin sorumlulukları ortaya koyulmaktadır. Kanun kapsamında benzer bir tanımda, mesleki riskler dolayısıyla ortaya çıkan hastalıklar olarak bilinen, meslek hastalıkları şeklinde tanımlanmaktadır. Hastalıklarda, iş güvenliği konusundaki uzmanlıklar gibi iş sağlığı konusunda uzmanlıkları ortaya çıkarmaktadır. Tüm bu durumların engellenebilmesi için işverenler tarafından; iyileştirmelerin yapılması, denetlemelerin risklerin, değerlendirilmesi, çağa uygun sistemlerinin oluşturulması ve gerekli eğitimlerin sağlanması gibi sorumluluklar yerine getirilmelidir.

İşverenler, 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunu kapsamında iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sağlayabilmek için çalışanları arasında iş güvenliği uzmanı işyeri hekimi ve sağlık personeli bulundurmalıdır. Personeller direkt olarak görevlendirilebilir veya kurumlar üzerinden hizmetler alabilirler. Eğer bir kurumda işyeri hekimi gibi bir personel bulunuyorsa, sağlık personeli bulundurulması gerekmemektedir. İş güvenliği uzmanı ise mutlak olarak iş yerinde ya sürekli olarak çalışmalı ya da dışarıdan alınan hizmetlerle şartlar oluşturmalıdır. İşçilerin ise bu safhada önemli olarak üstlenmesi gereken sorumluluklar; sağlanan eğitimlere katılmak, oluşturulan tedbir ve önlemlerin korunmasını sağlamak ve belirtilen kurallara mutlak olarak uyumak şeklinde belirlenmektedir. Çünkü bir işletme içerisinde işveren tarafından tüm önlemler alınmış, sağlıklı koşullar oluşturulmuş ve işçi sağlığı için gereken her türlü noksanlık giderilmişse dahi işçiler sorumluluklarını yerine getirmediğinde mesleki hastalıklar veya iş kazaları ile karşılaşabilirler.

İş Sağlığı Ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği

2012 yılında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu sonrasında bu hizmetlerin alınması ile ilgili olarak kurumsal firmaların sağlıklı ve yasal bir hizmet verebilmesi için de 2012 yılında iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri yönetmeliği hazırlanmıştır. Bu yönetmelik, hizmetlerin ortak sağlık ve güvenlik birimi adı verilen kuruluşlarca yetkili şekilde verilmesini amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda kurumsal firmalar, iş sağlığı ve güvenliği kapsamında bulunan işyerlerine hizmet verebilmektedir. Yönetmelik kapsamında yer alan çalışan temsilcisi, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerine katılım sağlayarak işyerinin faydasına olacak gelişmeleri ve teklifleri kurumsal firmalara sunma görevini üstlenir. Bu sayede ortak sağlık ve güvenlik birimi tarafından belirlenmiş personellerin, işyerini daha iyi tanıması ve sorunları tespit edilebilmesi sağlanır.

İşyerlerinde de sağlık ve güvenlik birimi oluşturulabilmesi için gerekli bilgiye sahip ve donanımları oluşturulmuş bir personel birimi hazırlanır. Bu birim çerçevesinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri yönetmeliği uyarınca bir katip görevlendirilerek yapılan tüm çalışmaları kaydeder, takip ederek rapor haline getirir. Bu raporların işlenmiş olduğu defterler önemli bir yasal evrak yerine geçmektedir. Burada ana sorumluluk işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı olarak hizmet vermekte olan ve ortak sağlık güvenlik birimi üzerinden tam süreli ya da kısmi olarak istihdam edilmiş olan sorumlu müdür noktasındaki kişiye düşmektedir.

Yönetmeliğe bağlı olarak işverenler, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla çalışanlar arasında işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı olarak yeterli donanıma sahip kişileri görevlendirir. 10 veya daha fazla personeli olan işletmelerde sağlık personeli görevlendirilmesi de gerekmektedir. Eğer, iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri yönetmeliği kapsamında belirtilen koşulları sağlayan bir personel bulunmuyorsa, işveren tarafından kurumsal hizmetler alınmalıdır. Firmalar tarafından sunulan bu kurumsal hizmetler ile birlikte iş yeri için sürekli olarak sistemleri kontrol edecek ve iş sağlığı ve güvenliği kurallarını oluşturacak bir personel görevlendirilmesi yapılır. Bu personel temel olarak; kuralların gerçekleştirilmesi, risklerin ortadan kaldırılması, güvenli ve sağlıklı bir iş yerinin oluşturulması için yasal tüm sorumlulukları yerine getirir. İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin kurumsal olarak verilebilmesi için kurulan ortak sağlık ve güvenlik birimi firmalarında en az 1 adet işyeri hekimi, en az 1 adet iş güvenliği uzmanı ve sağlık personeli istihdam edilmelidir. Bu kurumlarda tam süreli olarak çalışan personeller, eğitim kurumlarında eğitici olarak veya başka bir kurumda uzman unvanı ile görev alamazlar.

İş Sağlığı Ve Güvenliği Taban Puanları

Üniversitelerde 2 yıllık ön lisans bölümlerinde verilen iş sağlığı ve güvenliği üniversite eğitimleri için üniversite giriş sınavlarında belirli taban puanların sağlanması gerekmektedir. 2017 yılı içerisinde üniversite tercihini yapacak olan öğrenciler bu bölümü tercih edebilmek için belirli taban puanlar üzerinden tercih gerçekleştirdiler. Örneğin, 2016-2017 döneminde iş sağlığı ve güvenliği taban puanları devlet üniversiteleri ve vakıf üniversitelerine göre değişiklik gösteriyor. Bazı üniversitelerde normal eğitim bazı üniversitelerde burslu eğitim bazı üniversitelerde ise uzaktan eğitim ve açık öğretim şeklinde eğitim programları oluşturulmuştur.

Öğrenciler, üniversite sınavında almış oldukları puana göre kendileri için en uygun üniversiteyi tercih ederken, aynı zamanda bu eğitimler için ödeyebilecekleri üniversite harçlarını da hesap ederek, tercih yapmıştır. Bu tercihler sırasında vakıf üniversiteleri arasında; Okan Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi, Üsküdar Üniversitesi, Avrasya Üniversitesi, Arel Üniversitesi ve Nişantaşı Üniversitesi gibi birçok özel üniversite yer alırken aynı zamanda da birçok devlet üniversitesi bulunmaktadır. Genellikle en yüksek iş sağlığı ve güvenliği taban puanları vakıf üniversiteleri tarafından tam burslu eğitimler için talep edilmiştir. Daha düşük puanlar ise özel üniversitelerin daha düşük burslu veya burssuz bölümlerinde ve tam ücretli eğitimlerde görülmüştür.

Devlet üniversiteleri arasında yer alan; Marmara Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Uludağ Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi ve Çukurova Üniversitesi gibi birçok kurum bünyesinde sırasıyla daha yüksek puanlarla öğrenciler eğitime alınmıştır. Bu üniversiteler, iş sağlığı ve güvenliği taban puanları için önemli bir sonuç talep etse dahi önemli olan konulardan birisi de öğrencilerin sağlamış olduğu başarı sırası olarak görülmektedir. Öğrenciler, YÖK tarafından hazırlanmış olan net sihirbazı sayesinde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili bölümleri tercih ederken hangi üniversiteye girebilmek için hangi yılın taban puanlarına göre Türkçe, matematik, sosyal ve fen üzerinden kaç net yapmaları gerektiğini öğrenebilirler. Bu sayede 2017 yılında alınmış taban puanları ve katsayılar, Ortaöğretim Başarı Puanı ve kontenjanları ile birlikte iş sağlığı ve güvenliği taban puanları konusunda daha net bir bilgi elde edebilirler. Bu bilgiler ışığında, vakıf üniversiteleri veya devlet üniversitelerinde normal öğretim ve açık öğretim tercihleri için elde etmeleri gereken başarı puanını hesabı edebiliyorlar.

İş Sağlığı ve Güvenliği Yüksek Lisans

Farklı üniversitelerin bünyesinde yer alan ön lisans bölümleri sayesinde iş sağlığı ve güvenliği alanında personel yetiştirilmesi sağlanırken farklı bölümlerden mezun olan kişilerde lisans eğitimini tamamladıktan sonra iş sağlığı ve güvenliği alanında yüksek lisans eğitimlerine katılabilirler. Tezli veya tezsiz şekilde alınabilen iş sağlığı ve güvenliği yüksek lisans eğitimleri sektörel anlamda önemli uzmanların yetişmesini sağlıyor. Ülkemizde birçok vakıf üniversitesi ve devlet üniversitesi bünyesinde Sağlık Bilimleri Enstitüsü kapsamında düzenlenen bu eğitim, öğrencilerin iş sağlığı ve güvenliği alanında tüm temel mantıkları ve uygulama becerilerini edinmesini amaçlarken, çalışanların sağlık düzeyini ve iş kalitesini artırmayı hedefleyen bir eğitim oluşturmaktadır. Bu eğitimi tamamlayan öğrenciler, iş sağlığı ve güvenliği konusunda uzmanlığa sahip kişiler haline gelmektedir.

İş sağlığı ve güvenliği, hem 6331 sayılı kanun hem de işletme yönetmelikleri kapsamında mutlak kurallar ile verilen sistematik bir hizmettir. Bu hizmet, her gün gelişen teknolojiler ve değişen iş yaşamı göz önünde alındığında, güncellenmesi gereken ve mevzuatların takip edilmesiyle geliştirilmesi gereken bir sisteme sahiptir. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği yüksek lisans eğitimleri, bu gelişmeleri ve değişimleri takip edebilecek ve katkı sağlayabilecek uzmanların yetişmesini sağlamaktadır. Bu bölümden mezuniyet sağlayan öğrenciler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca belirlenmiş kriterleri oluşturdukları için endüstriyel alanlarda ve orta sınıf işletmelerde görev alabilmektedir. Öğrencilerin bu programa başvuru sağlayabilmesi için bazı bölümlerden mezun olmaları, ALES’e girmiş olmaları ve üniversiteler tarafından belirlenen özel koşulları sağlamaları gerekmektedir.

Genellikle iş sağlığı ve güvenliği yüksek lisans bölümlerine başvuru yapılabilen öğrenciler,

  • Mühendislik fakülteleri,
  • Çalışma ekonomisi bölümü,
  • Mimarlık,
  • Tıp,
  • Fen Edebiyat Fakültesi fizik, kimya ve biyoloji bölümleri,
  • İş sağlığı ve güvenliği ön lisans bölümleri ile 4 yıllık eğitim tamamlanmış bölümler,
  • Teknoloji Fakültesi ve Teknik Eğitim Fakültesi gibi alanlardan mezun olmalıdır.

Bu mezuniyet koşullarını sağlayan öğrenciler, geçerli ALES puanına sahip olduklarında başvurularını gerçekleştirerek, yüksek lisans eğitimlerini tamamlayabilirler. Öğrenciler, eğitimlerini tamamladıktan sonra istihdam olabilecekleri kurumlara başvuru gerçekleştirerek, endüstriyel işletmelerde ve tehlikeli sınıfta hizmet veren işletmelerde pozisyon alabilir veya ortak sağlık ve güvenlik birimi firmalarında iş yeri hekimi, iş güvenliği uzmanı veya eğitmen gibi vasıflarla çalışabilirler. Kurumuzu bünyesinde de profesyonel niteliklere sahip konumda bulunan eğitmenler yer almaktadır. Eğitmenlerimiz sayesinde, farklı meslek gruplarından profesyonellerin, iş sağlığı ve güvenliği alanında hizmet verebilmesi için yetiştirilmesini sağlamaktayız.

İş Sağlığı Ve Güvenliği Eğitimi

Üniversitelerde ön lisans eğitimlerinin verilmesi ve yüksek lisans eğitimlerinin sağlanması ile iş sağlığı ve güvenliği alanında yetkili personellerin ve uzmanların yetiştirilmesi sağlandığı gibi bu konuda akademik ve kurumsal eğitimler de düzenlenmektedir. Kurumumuz gibi eğitim çalışmaları gerçekleştiren firmalar tarafından, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi çerçevesinde sağlanan programlar ile kursiyerlerimiz, kariyerlerine ek bir nokta sağlayabilmektedir. İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili genel bilgilerin bulunduğu bu eğitim programı, iş başvuruları noktasında birçok kişiye büyük bir katkı sağlarken, aynı zamanda da çok uygun bir fiyata sahip olarak her mühendis, doktor veya fen edebiyat mezunu gibi lisans mezunun alması gereken bir eğitimi oluşturmaktadır. Bu eğitim, iş başvurularında kişilerin rakiplerinin çok daha önünde bulunmasını sağlamaktadır. Özellikle günümüzde iş yaşamının zorlukları ön planda tutulduğunda, ne kadar fazla niteliğe sahip olursanız o kadar da kolay iş bulabileceğiniz için bu eğitim sizin için de önemli bir adımı oluşturacaktır.

Firmamız tarafından sağlandığı gibi birçok kurumsal firma tarafından da verilmekte olan iş sağlığı ve güvenliği eğitimi programı sayesinde önemli bazı adımlarda bilgi sahibi olunması mümkün olmaktadır. Ana çerçevede iş sağlığı ve güvenliği kavramının oluşturulması ve bu konuyla ilgili mevzuat, yönetmelik ya da hukuksal çalışmaların açıklanması, kanunlar kapsamında yapılması gereken çalışmaların oluşturulması, gereken sistemin açıklanması, uluslararası anlamda ve Avrupa Birliği noktasında iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin önemi gibi birçok konu eğitim çalışmasında yer almaktadır. Bu geniş kapsamlı eğitim sayesinde kursiyerler; güvenlik kültürünü, sorumlulukları, iş hukuku kapsamında yapılan çalışmaları, yönetim sistemlerini, riskleri ve önlemleri algılayabilmektedir. Örneğin, yönetim sistemi içerisinde bulunan riskler, hijyenin sağlanması, gürültü, titreşim, radyasyon ve kimyasal etmenlerin uzaklaştırılması ile aydınlatmanın doğru sağlanması gibi adımları etkili bir şekilde öğrenebilirler. Hatta iş yerinde yangın önlemlerinin alınmasından ergonomik bir ortamın oluşturulmasına, acil durum müdahalelerinden mesleki hastalıkların önlenebilmesine kadar birçok konu hakkında bilgi sahibi olabilirler.

Bu kadar geniş bir çerçevede verilen iş sağlığı ve güvenliği eğitimi her kişi için çalışacağı işletmede büyük bir katkı sağlayacaktır. Çalışma süresi içerisinde hem çalıştığı ortamı inceleyebilecek hem de yapılan çalışmaları anlayarak destekleyebilecek personeller, bu eğitimler sayesinde yetiştirilmektedir. Eğitim çalışmaları, sadece uzmanlık sağlamak isteyenler ve iş başvuruları gibi önemli noktalarda avantaj sağlamak isteyen kişiler için değil herhangi bir sektörde çalışan veya kendini kişisel olarak geliştirmek isteyen herkes için avantajlı bir program oluşturmaktadır. Herhangi bir okulda öğretmenlik yapan kişiler veya kendi işletmesinde şahsi olarak çalışan kişiler de bu eğitim programına katılarak, iş yerinin güvenliğini ve sağlık koşullarını nasıl oluşturacağını öğrenebilir. İş sağlığı ve güvenliği kurallarının oluşturulması, korunması ve uygulanması sadece yasal bir zorunluluk değil insanların hayatlarına entegre edebilecekleri ve şahsi işlerinde dahi kullanabilecekleri bir sistem olarak ortaya koyulmuştur.

İş Sağlığı Ve Güvenliği Sertifikası

Günümüzde hem Avrupa Birliği uyum süreçlerinin oluşturulması hem de Türkiye’de endüstriyel faaliyetlerin güvenli bir noktaya getirilmesi için vazgeçilmez bir sistem haline gelen iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları, birçok farklı noktada ele alınmaktadır. Bazı kişiler için sadece kişisel gelişim anlamında eğitimlere katılarak öğrenilebilen bu konu, bazı kişiler için profesyonel bir meslek olduğundan dolayı üniversite eğitimlerine katılma yolu tercih edilmektedir. Bazen tıp veya mühendislik mezunları bu konuda yüksek lisans eğitimleri alarak, kendilerini uzmanlaştırmakta ve bazen de kurumsal hizmetler için bu konuda özel firmalar kurulmaktadır. Bu kadar geniş bir çerçevede ele alınan iş sağlığı ve güvenliği konusu, özel bir şekilde yaygınlaşan bir meslek dalı oluşturduğu için iş sağlığı ve güvenliği sertifikası gibi bir ihtiyacı da doğurmuştur.

Son yıllarda çok yaygın bir meslek haline gelen iş güvenliği, bu konuda uzmanlık sahibi olmak isteyen kişiler için sertifikalandırılan bir alan haline gelmiştir. Bu sertifika programının hazırlanması için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından bir program hazırlanmıştır. Bu program kapsamında iş sağlığı ve güvenliği sertifikası alınabilmesi için öncelikle iş güvenliği uzmanlarının hangi kategorilerde hizmet verdiği bilinmelidir. İşletmelerde yapılan analizlere bağlı olarak çok tehlikeli işyerlerinde A sınıfı, tehlikeli işyerlerinde B sınıfı ve az tehlikeli işyerlerinde C sınıfı iş güvenliği uzmanı yer almalıdır. Bu koşullara göre iş sağlığı ve güvenliği sertifikası alınabilmesi için kişilerin öncelikle İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü İşyeri Hekimliği ve İş güvenliği Uzmanlığı sınavına girmesi gerekiyor.

Sınavı başarıyla geçen kişiler, bulundukları sınıfa uygun sertifikaya sahip olurken, başvuru koşulları için de uygun lisans eğitimlerinin tamamlanmış olması ve başvuru işlemleri yapıldıktan sonra harçların yatırılması gerekmektedir. Bu sınav için 40 TL sınav ücreti yatırılırken başarılı olunması için de 100 üzerinden 70 ve üzeri puan alınması gerekmektedir. Sınav kapsamında başarılı sayılan adaylar, iş sağlığı ve güvenliği sertifikası alabilmek için eğitim kurumları üzerinden başvuru gerçekleştirirken; dilekçe, kimlik fotokopisi, diploma ve belge ücreti dekontları ile başvurularını tamamlamaktadır. Bu belgenin talep edilmesi için adayların Ziraat Bankası bünyesinde oluşturulmuş banka hesabına belirtilen ücreti yatırmaları gerekmektedir.

İş Sağlığı Ve Güvenliği Uzmanı

Üniversitelerde 4 yıllık lisans fakülteleri kapsamında mühendislik, mimarlık veya teknik eleman olmak için eğitim alan kişiler, lisans bölümlerini tamamladıktan sonra gerekli belgeler için eğitimlere katılıp sınav aşamalarından geçerek uzmanlık sağlayabilirler. Elde edilen bu uzmanlık, iş sağlığı ve güvenliği uzmanı anlamına gelirken, bu kişiler işletmelerde iş yeri güvenliği için önemli bir pozisyonda çalışma şansı elde etmekte ve aynı zamanda da ortak sağlık ve güvenlik birimi kurumları bünyesinde de çalışabilmektedir. İş güvenliği uzmanı adı ile nitelendirilen bu personeller, bakanlıkça belirlenmiş olan eğitim programlarına katılarak başarılı olduktan sonra açılan sınavlara katılmak için başvuru gerçekleştirirler. Gerekli bilgi ve belgeleri sağlayan adaylar, başvurularını sağlayıp harç ücretlerini yatırdıktan sonra sınavda 100 puan üzerinden en az 70 puan aldıklarında sertifika almaya hak kazanarak iş güvenliği uzmanı olurlar.

İş güvenliği uzmanı olarak nitelendirilen kişiler, görev aldıkları işletmelerde rehberlik sağlayabilir, personeller için eğitim çalışmaları yapabilir, çalışma ortamlarını daha sağlıklı ve güvenli bir hale getirebilir, işyerindeki istedikleri birimler ile bağlantılı bulunabilir ve riskleri değerlendirerek çözüm çalışmaları oluşturabilir. İşyerlerinde işveren tarafından iş sağlığı ve güvenliği uzmanı için personeller direkt olarak yetkiye sahip olduklarında görevlendirilebildiği gibi iş yerinde gerekli niteliklere sahip personel bulunmadığı durumlarda da ortak sağlık ve güvenlik birimi kurumlarından hizmet talebinde bulunabilirler. Bu kurumlar, işletme için yeterli niteliklere sahip olan iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi gibi personelleri sağlayabilmektedir.

Bir iş sağlığı ve güvenliği uzmanı çalıştığı işletmede hayati tehlike oluşturan durumları tespit eder ve işveren ile görüşerek gerekli önlemleri alır ve daha sonrasında bakanlığa gerekli raporları sunar. Riskli durumlarda işletmenin çalışmasını durdurabilir, tüm gerekli belgeler için istenen birimlerle görüşebilir, belge ve bilgi talebinde bulunabilir, görevi kapsamında farklı kuruluşlarla işletme için bağlantıya geçerek işbirliği oluşturabilir. Uzmanlar, işletmenin az tehlikeli, tehlikeli veya çok tehlikeli olmasına göre farklı süreler ile hizmet verirler.

İşletmenin risk durumuna göre az tehlikeli işletmelerde ayda en az 12 saat, tehlikeli işletmelerde ayda en az 24 saat ve çok tehlikeli işletmelerde ayda en az 36 saat iş güvenliği uzmanı tarafından hizmet sağlanmalıdır. Bu hizmet kapsamında az tehlikeli işyerlerinde ve tehlikeli işyerlerinde her işçi için ayda en az 5 dakika ve çok tehlikeli işyerlerinde ise işçi başına ayda en az 10 dakika hizmet süresi ayrılmalıdır. Eğer, az tehlikeli bir işyerinde 1000 veya daha fazla işçi bulunuyorsa, her bir işçi için bir adet uzman, tehlikeli sınıf iş yerlerinde 750 adet işçi için bir adet uzman ve çok tehlikeli işyerlerinde her 500 işçi içinde bir adet uzman görev almalıdır. Kurumlar iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olarak nitelendirilen kişilerle bireysel olarak veya bağlı oldukları kurumlar vasıtasıyla sözleşme gerçekleştirdikten sonra taleplerini sağlayacak bir hizmet alabilirler.

Bu konuda lisans eğitimlerini tamamlanmış olan teknik üniversite mezunları, teknik eğitim almış olan lisans mezunları ve mimarlar ile mühendisler, gerekli uzmanlık eğitimlerini alarak, sertifika sahibi olabilmek için kurumumuzdan eğitim hizmeti alabilirler, Kurumumuz, sağlamış olduğu akademik eğitimler sayesinde, çok uygun fiyatlara karşılık olarak iş güvenliği eğitimini gerçekleştirmektedir. İş sağlığı ve güvenliği, çağımızın vazgeçilmez bir ihtiyacı olduğu için her işletme risk sınıfında bulunsun veya bulunmasın bu uzmanları ihtiyaç duymaktadır.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here